Eşcinselliğin Engellenmesi İçin Çocukluk Çağında Yapılması Gerekenler

Erkek çocuklarda eşcinselliği önlemenin en iyi yolu kuvvetli bir bir baba oğul ilişkisidir çünkü bu çocuğun erkek kimliğinin onaylanmasını sağlar. Irving Bieber eşcinsel erkeklerde kapsamlı çalışmalar yürütmüş ve baba/oğul arasındaki olumlu ve destekleyici bir ilişkinin eşcinselliği önlediğini tespit etmiştir.

Çocuğun babayla özdeşim kurabilmesi için baba çaba sarf etmelidir. Yatma zamanı geldiğinde çocuğu  yatıracak kişi baba olmalıdır. Bu yatırma işine anne de katabilir  ancak ışığı söndürecek ve iyi geceler dileyecek kişi muhakkak baba olmalıdır. Özellikle küçük çocuklar yatma zamanlarında acziyet ve endişe hissettiklerinden daha mızmız olurlar. Bu durumda babalar Kitap okuyarak, sohbet ederek, dua ederek çocukları duygusal olarak  rahatlatmalıdırlar. 

  1. Baba ile oğul arasındaki ilişki mutlaka hafif-sert vurdulu-kırdılı oyunları içermelidir. Örneğin babanın çocuğu ile oynarken onu havaya atıp tutması. Bu  oyun ilk baştan küçük bebeği bir miktar korkutabilir. Fakat daha sonra oyun oynarken bebek babasına güvenebileceğini, babasının onu sevdiğini ve oyunun heyecan verici olduğunu fark eder. Küçük bebek bunu tekrar tekrar yapmak ister. Anne bu arada araya girip bu oyunu engellemek isteyebilir fakat sağlıklı bir durumda baba annenin itirazlarına rağmen oyuna devam eder. Böylece küçük çocuk bağımsızlaşmanın ilk tecrübelerini yaşamış olur. Fakat bu noktada anne galip gelir ve oyun biterse veyahut bir daha tekrarlanmazsa baba-oğul bağlanması sağlam bir şekilde gerçekleşmemiş olur hayatın bu çağında babanın çocukla bu şekilde tatlı sert ve hafif vurdulu kırdılı oyunlar oynamasının fiziksel aktivite konusunda çocuğun kendine güvenini sağlamasında ve daha sonraki yaşlarında da fiziksel vücut koordinasyonun gelişmesinde etkili olduğuna dair çalışmalar vardır 
  2. Çocuğun çevresindeki erişkinler ve yaşça büyük çocuklar çocuğun erkek kimliğini net bir şekilde onaylanmalıdırlar. Kız oyunları ve kıyafetlerine ilgi duyan erkek çocukları “erkekler böyle yapmaz” veya “erkekler böyle giyinmez” şeklinde çok hafifçe uyarılmalıdırlar.
  3. Anne çocuğun içindeki yarışmacı hisleri teşvik etmeli ve o konuda yeterli düzeye erişmesi için, korkularını ve endişelerini yenmesi için çocuğa destek olmalıdır.
  4. Anne erkekliği çocuğun gözünde saygın bir yere getirmeye çalışmalıdır, özellikle baba yok veya yetersizse annenin bu konudaki çabaları daha da önemlidir.
  5. Erkek çocuğunun olumlu evlilikleri yakından gözlemleme şansı olmalıdır.
  6. Çocuğunun kendi ilgilerini paylaşan erkek arkadaşları olmalıdır. 
  7. Anne erkek çocuklarının yanında erli toplu giyinmeli, aşırı dekolteli olmamalıdır. 
  8. Çocuklar anne baba arasındaki sevgiyi hissetmeli fakat açıkça cinsel hareketlere şahit olmamalıdır.
  9. Çocuklar erişkinlerin veya diğer çocukların tacizinden korunmalı ve yılda 1 defa şu konuya dikkatleri çekilmelidir: Eğer birisi onların özel bölgelerine dokunmaya kalkarsa veyahutta onlardan kendi özel bölgesine dokunmalarını isterse hemen bu konuyu anne babalarına haber vermelidirler. 
  10. Anne babalar çocuklarına, kendilerine zarar veren kişiyi affetmeyi, kıskançlık ve kendine acımayı reddetmeyi, erdemli yaşamayı öğretmelidirler. İleride eşcinsel olan çocuklarla eşcinsel olmayan çocukların arasındaki en önemli fark eşcinseli olanların travmatize olmuş olmaları normal bir yaşam sürenlerin ise travmatize olmamış olmalarıdır. Tüm çocuklar  travma yaşar ama ileride eşcinsel olanların travmaları iyileşmemiş olarak kalır.

 

 Bu 10 maddeye riayet doğar doğmaz başlamalıdır. Cinsel kimlik gelişimi için en kritik  dönem 8 ay ile 4 yaş arasıdır.  Özellikle şirin, güzel, hassas, atletik olmayan, en küçük erkek çocuklar, babaları olmayanlar veyahut ebeveynleri psikolojik olarak sorunlu olanlar daha büyük risk altındadır. 

Risk altındaki çocuklarda  görülen belirtiler şunlardır:

  1. Vurdulu kırdılı oyunlardan çekinme
  2. Kendi cinsinden oyun arkadaşlarının olmaması
  3. Takım oyunlarından hoşlanmama 
  4. Bebeklerle oynama.
  5. Kız kıyafetlerine ilgi gösterme
  6. Konuşma ve tavırlarda kızlara benzeme 
  7. Oyunlarda kız rolünü alma 
  8. Kız olmak istediğini veya gerçekte kız olduğunu ifade etme

Bu belirtiler genellikle 2 ve 8 yaşları arasında ortaya çıkar ve bazı vakalarda çevreden gelen baskı ile sonradan ortadan kalkabilir. Ancak bu belirtilerin ortadan kalkması problemin ortadan kalktığı şeklinde algılanmamalıdır. Genellikle sadece baskılanmıştır ve ergenlik döneminde eşcinsel eğilimler olarak tekrar ortaya çıkacaktır. 

Belirtiler ilk ortaya çıktığında, ilk gözlendiğinde erken müdahale genellikle yeterlidir. Özellikle çocuk ve anne psikolog desteği alıyorsa… Erken müdahale temel olarak çocuğun hayatında baba/erkek etkisini arttırmak, anne/kadın etkisini azaltmak şeklindedir.  Bu çocukların örnek alacakları bir erkek figürüne ve olumlu erkek ilişkilerine ihtiyaçları vardır. 

Eşcinselliğin erkeklerde nasıl geliştiği ile ilgili literatür ayrıntılı bir şekilde incelendiğinde görüyoruz ki bu süreç bir travmanın başka bir travmayı takip etmesi şeklinde devam eder. Her bir travma ile birlikte çocuğun yeniden travmaya yaşaması ihtimali artar. Her travma bir sonraki travmanın etkisini biraz daha arttırır. Babası ile iyi bir ilişkisi olmayan bir çocuk annesine yakınlaşır. Bu babasıyla ilişkisini daha da bozar. Babadan daha çok annesi ile özdeşleşen ve babası tarafından sevilmediğini hisseden bir çocuk yaşıtları ile da sağlıklı bir ilişki kurmakta zorlanacaktır.  Yaşıtları tarafından alaya alınması durumunda babasına karşı olan yabancılaşması daha da kuvvetlenecek ve daha fazla anneye dönecektir. Bu haliyle çocukta tacizcilere karşı daha açık bir psikoloji ortaya çıkar. Bu çocuklar  tacize uğradıklarında da özsaygıları daha da azalacak, ve  gerçekten eşcinsel olduklarına dair zihinlerinde oluşmaya başlayan kanı daha kuvvetlenecektir. 

 Eşcinsellik tedavisindeki öncü isimlerden olan Dr Hadden’a göre ileride eşcinsel olacak erkeklerin belirtileri okul çağından çok daha önce ortaya çıkmaktadır. Şu ifadeler onun çalışmalarından direkt alıntıdır:

“Eşcinsellerle olan tecrübemde gördüğüm kadarıyla bu kişiler henüz daha okula yeni başladıkları yıllarda dahi cinsiyetleri ile barışık değildiler.  Aileleri tarafından psikiyatrik desteğe ihtiyaçlarının olduğu çok daha önceden fark edilmişti. Bu kişilerin okul öncesi dönemleri incelendiğinde görülür ki ileride eşcinsel olacak olan çocuklar yaşıtları tarafından  kabullenilmemişler ve yaşıtları ile rahat bir ilişki içinde olamamışlardır. Bu çocuklar sıklıkla yaşıtları ile hareketli oyunlar oynamamışlar, koşma, güreşme, boğuşma, itişme, kakışma, çekişmeli oyunlar oynamaya pek fırsatları olmamıştır. Yetersiz bir benlik duygusu geliştirmişlerdir. Ergenliğe ve erişkinliğe doğru gittikçe bu durumun eşcinselliğe dönüşmesi sık görülen bir durumdur. Yıllar içinde üst üste yaşanılan olumsuz deneyimlerin sonucunda  kişi kendini daha erkeksi akranlarına karşı o derece yetersiz ve aşağı pozisyonda hisseder ki, akranları tarafından kabul edilmek için duyduğu kuvvetli arzu sonuçta daha güçlü bir erkek tarafından cinsel obje olarak kullanılmasına kadar gider.“