Erkek Eşcinselliğinin Erken Çocukluk Dönemindeki Sinyalleri ve Önlemede Dikkat Edilecek Noktalar

Erkek Eşcinselliğinin Erken Çocukluk Dönemindeki Sinyalleri ve Önlemede Dikkat Edilecek Noktalar

Eşcinselliğin doğuştan gelen biyolojik veya genetik bir durum olduğuna dair kabul görmüş, bilimsel bir bilgi mevcut değildir. Yapılan pek çok araştırmada olduğu gibi Karolayna Üniversitesinde yapılan bir araştırmada da eşcinsel 70 erkek üzerinde yapılan genetik çalışmalarda herhangi bir genetik anomaliye veya benzerliğe rastlanmamıştır. Eşcinsellik insanda doğal olarak var olan bir yönelim değildir. Erken çocukluk çağındaki anne-baba tutumlarına, yaşanan duygusal ve bedensel travmalara, işgallere ve ihmallere bağlı sosyal öğrenme veya yanlış eğitimle gelişmiş bir durumdur.

 

Bir örnekle açıklayacak olursak; çocuğunuz kilo almaya yatkın bir yapı ile doğmuş olabilir yani kolay kilo almak onun doğuştan gelen bir özelliği olabilir. Siz de onun için yemekler pişirip annelik içgüdüsüyle iyi bir şekilde çocuğunuzu beslemeye çalışırken sonuçta çocuğunuz her şeyi severek yiyen bir birey olarak büyüyebilir. Zamanla oldukça fazla kilo almasıyla akranlarının acımasız eleştirilerine maruz kalıp, alay konusu olabilir, dışlanıp, hakarete maruz kalabilir. Üzgün, canı yanmış bir şekilde eve geldiğinde ise en iyi yaptığı şeyi yaparak acısını dindirmeye, mutlu olmaya çalışır; yemek yer, böylece daha da kilo alır. Peki şişman olmak onun kaderi mi yoksa anne-babasının etkisinin, arkadaşlarıyla etkileşimin ve kendi davranışlarının bir araya gelmesinin mi bir sonucu. Yapısal olarak bazı özelliklere yatkınlığımız olabilir ancak bu yatkınlığın bizim bir özelliğimiz haline dönüşmesinde doğumdan sonraki sürecin etkisi kesinlikle yadsınamayacak boyuttadır.

 

Bazı çocuklar doğuştan hassas ve narin bir yapıyla doğarlar. Bu yapı onların aşırı maskülen aktivitelerden bir nebze uzak durmalarına neden olur. Bu çocuklar sağlam bir maskülen kimlik geliştirmek için anne-babası ve arkadaşları tarafından desteklenemeye ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyaç karşılanmadığı taktirde ise hem kendi mizacından hem de aile dinamiklerinden ötürü babasıyla ve babasının temsil ettiği erkeklik ile özdeşleşmekten yani baba gibi olmaktan, erkek olmaktan vazgeçer. Böylece çocuk erkeksi benlik özelliklerini kimliğine dahil etmek yerine ortaya çıkmaya başlayan erkekliğine karşı savunmacı bir pozisyon geliştirerek erkekliğini reddeder. Sonrasında ise kendi reddettiğinin arayışına girerek kendisinde eksik olan şeylerin (erkeksi özellikler) sahiplerine aşık olurlar. Aşık olunanda asıl aranan ise babanın sarıp sarmalayan babacan kollarıdır, sevgisidir.

 

Babanın bazı özellikleri eşcinselliğin oluşmasında erken yaştaki erkek çocuk için risk oluşturmaktadır. Bir aile ve çocuk sorumluğunu taşıyabilecek kadar olgunlaşmamış babalar, narsist babalar ve sosyal ilişkiler konusunda yetersiz olan dolayısıyla oğluyla da sıcak-canlı bir ilişki kuramayan babalar, oğullarına model olamadıkları için onlarda efemine davranışların gelişmesinde etkili olabilmektedirler. Babanın oğlunu çok ve-veya ağır bir şekilde eleştirmesi çocuk tarafından babanın onu reddetmesi olarak algılanabilir ve buda çocuğun anneye yaklaşmasına neden olur.

 

Eşcinselliğin arkasındaki esas neden annenin kocasıyla zayıf ve sınırlı bir ilişkisinin olması sebebiyle duygusal ihtiyaçlarını oğlu üzerinden karşılamaya gittiği bir aile yapısıdır. Anne-oğul arasında yakın bir duygusal bağ vardır. Çocuk başı sıkıştığında, canı yandığında sığınacağı, acılarını dindireceği tek yer annenin kucağıdır. Baba ile ilişki ise kopuk ve eleştireldir. Baba çoğunlukla evde yoktur veya evde olduğu zamanlarda ise oğluyla erkek erkeğe muhabbetin hakim olduğu bir iletişimi yoktur yani baba oğlu tarafından model alınmak için ne değere ne de yeterli iletişime sahiptir. Böylece ana-oğul ikili bir yapı oluştururlar ve baba da bu yapının dışında kalır. Etkili bir baba anne oğul arasındaki bebeklik döneminde normal olan ama sonrasında erkek çocuğun erkeksi özellikleri benimsemesinde risk oluşturabilecek bu anne oğul bağını koparmalı, arada sağlıklı bir tampon görevini yerine getirmelidir. Anneler erkek çocuklarını doğurur, babalar ise onları erkek yapar.

 

Çocuklardaki efemine davranışlar çok erken yaşlarda kendini göstermeye başlayabilir. Daha çok kız çocukları veya kendinden küçük çocukları oynamak için tercih etme, kız çocuk aktiviteleriyle meşgul olma, annenin makyaj malzemelerini kullanma, bedensel güç gerektiren aktivitelerden, erkek ilgilerinden uzaklaşma, hoşlanmama, sesini bebeksi, ince-tiz bir şekilde kullanmaya çalışma, kız çizgi film karakterlerine hayranlık duyma, oyunlarda kız rollerini alma, resimlerinde kız çizimlere odaklanma ve bu çizimleri çok abartılı, gösterişli çizme, kız kıyafetleri giymek isteme, bir kız olmayı dileme (veya kız çizgi film kahramanı olmayı dileme) vb. Bu davranışlar belli gelişim dönemlerinde bir nebze normal olarak kabul edilebilmekle beraber, bu tavır ve davranışların çocuğun genel tavrı olması, gelip geçici değil de sürekli olması, günün belli dönemlerinden ziyade her anında tekrarlanması, sadece evde veya belli ortam ve durumlarda bu tavır ve davranışları sergilemesi gibi kıstaslar göz önüne alınarak bir uzmandan yardım alınmasına karar verilmelidir. Semptomlar genellikle erken çocukluk döneminde (özellikle 2-6 yaş aralığında) kendini göstermekte olup, okul döneminde bu çocuklar erkek akranları tarafından dışlanmakta ve duygusal problemler yaşamaktadırlar. Bir uzman tarafından yapılacak değerlendirme ile (klinik görüşme, serbest oyun gözlemi, rorschach test, çizim testleri vb.) sorunun ciddiyetinin netleştirilmesi mümkündür. Olası risklerde ne kadar erken müdahale edilirse sonuçlar da o kadar etkili olabilmektedir. Geç kalınan vakalarda ise tedavi süreci hem daha uzun hem daha sancılı olabilmektedir.

 

Çocuklarının efemine davranışlarının farkına varan anne-babalar aşağı yukarı üç evreden geçiyorlar;

 

İnkar; bu evrede bu davranışlar sadece bir gelişim evresi, üstesinden gelecektir diye düşünüyorlar

Kafa Karışıklığı; Farklı kaynaklardan alınan bilgilerin birbiriyle çelişmesi nedeniyle çocuğun bu davranışlarının normal olup olmadığına karar verememek.

Kaçınma; Çocuğun efemine davranışlarını görüp fark ettiği halde uyarmaktan veya yardım başvurusunda bulunmaktan kaçınma

 

Dikkat edilecek noktalar;

 

Anneler çocuklarıyla tabiî ki sıcak canlı bir ilişki içinde olmalıdırlar ancak bu ilişki aşırı yakın, annenin eşi tarafından karşılanamayan kendi duygusal ihtiyaçlarını karşılamak için aşırı samimi ve sağlıksız bir bağlanma biçiminde olmamalıdır. Bazen anne aşırı koruyucu davranarak oğlunun zarar görebileceği kaygısıyla(hava soğuk hasta olur, tamir aletleriyle kendine zarar verebilir vb. gerekçelerle) babayla vakit geçirmesine engel olabilir. Bu tür abartılmış anne şefkati erkek çocukta akranları tarafından alaya alınıp dışlanmasına (ana kuzusu) ve çocuğun kendini arkadaşlarından soyutlamasına yol açabilir.

 

Anne oğlunun erkekliğini sürekli onaylamalı, uygun ortamlar oldukça bunu vurgulamalıdır. (erkekler bebekler yerine arabalarla oynarlar, gel seninle sana güzel bir oyuncak araba bakalım vb.) Baba çeşitli nedenlerle oğluyla yeterince vakit geçiremiyor olsa bile anne çocuğun gözünde iyi, güçlü, erkeksi baba imajını korumalı, evin otoritesinin erkek olarak babanın olduğunu uygun durumlarda hatırlatmalı ve ileride oğlunun da babası gibi güçlü, erkesi bir aile reisi olabileceği ifade edilmelidir. Babanın çocukla vakit geçirmesi mümkün değilse veya sınırlıysa çocuğun ilgilerini destekleyebilecek, ona erkek olarak model olabilecek, onunla erkek erkeğe vakit geçirebilecek bir model (ağabey, yaşça büyük bir kuzen, dayı veya amca vb.) bulunmalıdır.

 

Baba oğluyla güreş gibi oyunlar oynayarak onun içindeki erkeksi yönü açığa çıkarmaya çalışmalı, bu oyunlarda zaman zaman yenilerek ona ‘‘bak sen gerçekten güçlü bir erkeksin, beni yendin’’ mesajını vermeli, zaman zaman ise onu yenerek ‘‘bak ben senin baban olarak güçlü bir erkeğim, sende büyüyünce benim gibi güçlü bir erkek olabilirsin’’ mesajını vermelidir.

 

Baba banyo yaparken bazen küçük yaştaki oğlunu yanına almalı (hatta çocuğun banyo uğraşlarından mümkün olduğu kadar baba sorumlu olup, zaman zaman birlikte banyo yapabilirler), böylece kadın erkek arasındaki anatomik farklılıkları algılaması, kadın erkek arasındaki mahremiyeti (sen erkeksin o yüzden babanla banyo yapmalısın, kızlar anneleriyle banyo yaparlar) anlamasına yardımcı olmalıdır.

 

Baba ev dışı çok basit ve rutin aktiviteler bile olsa (markete gitmek, tamir işleri vb.) oğlunu bu aktivitelere katılmaya davet ederek birlikte erkek erkeğe vakit geçirmeyi önermelidir (Gel oğlum biz erkek erkeğe gidip şunu yapalım, kızlar da evde yemek pişirsinler).

 

Kız oyuncaklarından yavaş yavaş uzaklaştırılırken, ilgisini çekebilecek erkek oyuncakları ve hediyeler alınmalıdır.

 

Yatma zamanı çocuğu yatağına yatıracak kişi baba olmalıdır. Annelerde bu etkinliğe katılabilirler ama en son ışığı söndürecek ve iyi geceler diyecek kişi baba olmalıdır.

 

Etrafında anlaşabileceği erkek arkadaşlar olması sağlanmalıdır. Aynı yaşlarda oğulları olan anne-babalar ile ailecek daha sık görüşülmeli, bu arkadaşlar çeşitli etkinlikler (doğum günü, ders çalışma, oyun saati) düzenlenerek eve davet edilmelidirler.

 

Anne-babalar çocuklarına, onun bir erkek olmasından hoşnut olduklarını (özellikle kız çocuk beklentisi yoğun olan aileler) hissettirmeli, erkek olmanın iyi bir şey olduğunu aktarmalıdırlar.

 

Efemine davranışları olan çocuklar ilk başlarda bu tür baba oğul aktivitelerine katılmak istemeyebilirler. Baba bunu anlayışla karşılamalı, pes etmemeli, çocuğun ilgileri doğrultusunda onu kendisiyle vakit geçirmeye ikna etmelidir. Çocuktaki ilerlemeler iki adım ileri bir adım geri şeklinde seyredebilir, anne-baba sabırlı olup, sürece aynı şekilde devam etmelidirler.

 

En önemlisi ise gerek anne açısından gerekse baba açısından çocuğa ‘‘ne olursa ol seni seviyoruz ve kabul ediyoruz’’ mesajı verilmeli, anne-babalar sevgilerini yeterince aktarabilmelidirler. Kırıcı, rencide edici eleştirilerden kaçınarak yapıcı ve onarıcı bir şekilde yerinde ve zamanında eleştirilerde bulunmalıdırlar. Çocuğun erkeksiliğe yönelik davranışları ödüllendirilmeli, efemine davranışları mümkün olduğu kadar görmezden gelinmeli veya uygun bir şekilde uyarılarak dikkat bu davranışlar üzerinde yoğunlaştırılmamalıdır.

 

Tüm bu süreçlerde ise anne-babaya gerekli desteğin sağlanması, çocuğun ruh sağlığının desteklenmesi için bir uzmandan yardım alınmalıdır.

 

Nicolosi J., Nicolosi L. A. (2011).Anne Babalar İçin Gençlerde Homoseksüelliği Önleme Rehberi. Kaknüs Yayınları

 

http://www.catholiceducation.org/articles/homosexuality/ho0045.html

 

Kenneth J. Zucker,Susan J. Bradley, (1995). Gender Identity Disorder and Psychosexual Problems in Children and Adolescents. The Guilfort Pres.

 

http://factsaboutyouth.com/posts/gender-identity-disorder-gid/

 

http://www.rcpsych.ac.ukfilespdfversioncr63.pdf

 

http://www.childhealing.com/articles/genderidentitydisorder.php

 

Uzm.Psk.Şükriye KARAHAN

https://www.tavsiyeediyorum.com/makale_11702.htm